Türk Lirasında Toparlanma

Yurt içi ve yurt dışında gündemin “normalleşmesi” ile TL’nin emsallerinden pozitif yönde ayrışarak değer kazanma sürecine gireceği ön görülmektedir. Enflasyon ve nominal kur değişimlerine göre hesaplanan reel kur endeksi Şubat 2017 ayında 88,83’e gerilemiş ve 2003 yılından beri reel anlamda en düşük seviyeye gelmiştir. Kısa vadede sermaye hareketlerinin nominal kur hareketleri üzerinde ciddi şekilde belirleyici etkiye sahip olacağı düşünülmektedir. Uzun vadede ise TL’nin hak ettiği değere yakın seyredebilmesi için ülkemizin dış ticaret dengesinde iyileşmenin sürmesi ve enflasyonun hedefe doğru yakınsaması gerekmektedir. Ayrıca jeopolitik ya da siyasi açıdan risk primindeki iyileşmelerin, gerek portföy gerekse doğrudan yatırımlar sayesinde TL’de hızlı bir değer kazanma sürecini başlatması kaçınılmazdır. Moody’s kararı sonrasındaki sermaye hareketlerine bağlı TL’de yaşanan hızlı değer kaybı sürecinin benzerinin, bu gelişmeler ışığında ters yönde görülebileceği düşünülmektedir.

Fransa’da yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından siyasi risklerin mayıs civarı ortadan kalkması Avro’nun güçlenmesine yol açabilir. Dış ticaret kompozisyonu hem kullanılan para birimi hem de pazar anlamında Avro’ya karşı daha hassas olan ülkemiz için Avro’nun değer kazanması pozitif bir gelişme olarak değerlendirilebilir. TL’nin, yılbaşında reel olarak Ekim 2002’den beri en düşük seviyesine gerilediği ve 61 ülke para biriminin reel değerlerinin 15 yıllık ortalamaları ile kıyaslanıp sıralandığında, TL’nin en ucuz üçüncü para birimi olduğu görülmektedir. Dolayısıyla hangi metrikle bakılırsa bakılsın, TL’nin aşırı ucuz olduğu bir gerçektir. Risklerin bertaraf edilerek yatırımcı algısını düzeltecek yapısal reformların hızla hayata geçirilmesinin TL’nin kayda değer bir şekilde değerlenmesini sağlayabileceği düşünülmektedir. Bununla birlikte, 16 Nisan tarihinde gerçekleşecek anayasa değişiklik referandumunun, siyasi belirsizliklerin azalması ve istikrarın tesis edilmesi bakımından oldukça önemli ve hayati bir kavşak olduğu hususu önem arz etmektedir. Siyasi istikrarın 16 Nisan anayasa değişikliği referandumu ile garanti altına alınması ile birlikte enflasyonun yıl ortasında gerileyebileceği ve yüksek cazibeli TC tahvillerine sermaye girişlerinin artarak hızlanacağı beklenmektedir.

Suriye ile ilgili Cenevre ve Astana süreçlerinin işlemeye başlaması ile birlikte TL’deki negatif ayrışma yerini dengeyi bulma çabasına bırakmaktadır. ABD’de maliye politikası ile ekonomiye nasıl bir ek katkı sağlanacağı konusu hala belirsizliğini korumaktadır. Vergi indirimi ile sağlanmak istenen konfor alanı 2017 yılı sonu veya 2018 başına kalacak gibi görünmektedir. ABD Dolarının değeri açısından pusulanın tamamen FED olacağı ve TL’nin değerinin de emsalleri ile hareket edeceği hususunda her hangi bir sorun görünmemektedir.

Şehir Planlama, Kalkınma, Stratejik Plan, Bölge Planı, Yerel Kalkınma, Ekonomi, Mehmet Gürbüz