Şehirlerin Ekonomik ve Sosyal Kalkınması İçin Enerji

Şehirleşme sürecinin, şehirleri daha rekabetçi, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir niteliğe kavuşturacak biçimde yönetilmesi, ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli katkı sağlayacaktır. Kalkınma hedeflerine tam olarak ulaşılabilmesi, kalkınmanın sürdürülebilir olması ve refahın yaygınlaştırılması, insanların bulundukları mekânlarda yaşam kalitesinin ve yaşanabilirlik standartlarının çevreye duyarlı bir şekilde yükseltilmesi halinde mümkün olacaktır.

Enerji; üretim ve kullanımı zorunlu olan bir girdi ve toplumların refah düzeylerinin yükseltilmesi için gerekli bir hizmet aracı olarak ekonomik ve sosyal kalkınmanın önemli temel taşlarındandır. Kişi başına üretilen-tüketilen enerji miktarı toplumların gelişmişlik seviyesinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Hızla büyümekte olan enerji talebinin karşılanabilmesi için petrol, doğal gaz ve taşkömürü ithalatı sürekli artmaktadır. Bu durum enerjide yüksek oranlı dışa bağımlılığın sürmesine yol açmakta, cari işlemler dengesi ve enerji arz güvenliği üzerinde baskı oluşturmaktadır. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının hem birincil enerji arzı hem de elektrik üretimi amacıyla değerlendirilmesi sürdürülebilir kalkınmanın temini açısından önem taşımaktadır. Yerli kaynakların enerji üretimindeki payının artırılması suretiyle enerjide dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanmaktadır.

Enerji alanındaki son verilere baktığımızda doğalgaz ithalatımızın 47 milyar metreküp olduğunu görüyoruz. Ülkemiz enerji ithalatına 56 milyar dolar döviz ödemek zorunda kalmış ve bu paranın 26 milyar dolar ile petrolden sonraki en büyük ithalat kalemini doğalgaz faturası oluşturmuştur. Enerjide dış bağımlılığı nerede ise yüzde 95’i aşan ülkemizin, son on yılda bu dış bağımlılığa ödediği fatura 385 milyar dolara ulaşmıştır. Hem dış ticaret ve hem de cari açığın nerede ise tamamını enerji ithalatının oluşturduğu bilinmektedir. Türkiye 2010-2013 yılları arasında dört yılda 234 milyar dolar cari açık vererek yabancı sermaye ihtiyacında sürdürülemez bir noktaya geldiğini göstermektedir.

Doğalgaz ithalatının yüzde 48’inin (21,6 milyar metreküp) elektrik üretiminde kullanılıyor olması ve enerji faturasının düşürülmesinin aynı zamanda ekonomide dış açığın ve yabancı sermaye bağımlılığının da bitirilmesi anlamına geldiği açıkça görülmektedir. Enerji üretimi, ısınma, ulaşım gibi “yakmaya” dayanan insan faaliyetleri atmosferde CO2 ve diğer “sera gazlarının” birikimine bunlar da yeryüzünün ısısını hapsederek küresel ısınmaya yol açmaktadır. Konvansiyonel enerji hammaddelerinin enerji üretiminde çevre kirliliği ve atmosferde sera etkisi yaratması önemli bir sorun olarak gündemde yer almaktadır. Bu olgunun sonuçları, kutuplardaki ve yüksek irtifalardaki buzulların erimesiyle deniz seviyesinin yükselmesi; ani ısı değişimleri sonucu kasırgalar, seller veya aşırı kuraklık; bitki, hayvan ve bakteri türlerinin yok olmasıdır. Ve bu sonuçlar kendilerini göstermeye başlamışlardır.

Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne ve bu sözleşme kapsamındaki Kyoto Protokolü’ ne katılmış bulunmaktadır. Sözleşmenin amacı; sera gazlarının atmosferdeki konsantrasyonunun iklim sistemi üzerindeki tehlikeli insan kaynaklı etkisini önleyecek bir seviyede sabit tutulmasını sağlamaktır. Enerji kullanımında yenilenebilir kaynaklardan yararlanılması ve toplam enerji kullanımında yenilenebilir enerjinin payının arttırılması katılmış olduğumuz Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ nin amacını gerçekleştirmede en önemli eylem olarak gündemde bulunmaktadır.

Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesine göre 2023 yılına kadar; Ekonomik BEŞ potansiyelin (135 milyar kWh) tamamının kullanılması, RES kurulu gücünün 20.000 MW’a çıkarılması, Güneş enerjisinden elektrik üretiminin özendirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması, Güneş kurulu gücünün kademeli olarak 3.000 MW’a çıkarılması 600 MW JES Kurulu gücüne ulaşılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının en az %30 düzeyine çıkarılması hedeflenmiştir. Yenilenebilir enerji kaynakları; seragazı emisyon değerlerinin yok denecek kadar az olması, yerli olması ve ekonomik, sosyal ve siyasi açıdan yüksek ulusal fayda sağlaması ile ülkemiz için stratejik bir değere sahip bulunmaktadır.

Şehir Planlama, Kalkınma, Stratejik Plan, Bölge Planı, Yerel Kalkınma, Ekonomi, Mehmet Gürbüz